Yayın: 20. yüzyıl felsefesinde özgür iradenin varlığı problemi
Yükleniyor...
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Danışman
item.page.editor
Editör
Bölüm / Program
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
DOI
Türü
Özet
Felsefe tarihi boyunca özgür irade kavramı ilk çağlardan günümüze değin
temel problemler arasında yer almıştır. Özgür iradenin tartışma konusu olması,
genellikle onun var olup olmadığı sorunu üzerinden ortaya çıkmaktadır. Özgür irade
problemi hakkındaki tartışmalar gayet önemlidir, zira bunların ahlak ve zihin teori ve
pratiği üzerinde önemli etki ve sonuçları bulunmaktadır. Bazı bilim insanları ve
düşünürlerin yaptığı gibi insanda özgür iradenin varlığını reddedersek, o zaman insan
özgür değildir dememiz gerekir ki bu durumda, insan ahlakından bahsetmek
mümkün olmayacaktır. Eğer ahlak mümkün değilse, o zaman hukuk ve siyasi yargı
düzeni de pek mümkün olmayacaktır.
Çalışmamızda hem felsefeciler açısından hem diğer bilişsel alanlarda,
özellikle sinirbilim ve fizyoloji alanlarında çalışmalar yapan düşünürler açısından
özellikle 20. yüzyıl içerisinde özgür iradenin ele alınış biçimi ve de ilgili deneyler ve
fikirler incelenecektir. Dönemi 20. yüzyılla sınırlandırmamızın sebebi bu yüzyılda
özgür iradenin reddi sonucuna varmada kullanılmış birkaç önemli deneyin yapılmış
olmasıdır. Bu bağlamda Benjamin Libet, Michael Gazzaniga, Jose Manuel Delgado
gibi sinirbilimcilerin deneyleri ele alınacaktır. Bunlara karşılık ise Daniel Dennett,
Peter Inwagen, John Searle ve Thomas Nagel gibi felsefecilerin özgür irade
savunmaları tartışılacaktır.
Genel olarak çalışmamız içerisinde vardığımız bulgu ve sonuçlara göre, özgür
iradenin varlığını reddedenlere nispetle, özgür iradenin varlığını kabul eden
filozofların görüşlerini daha makul ve mantıklı gerekçelere sahip bir biçimde görerek
savunacağız. Bize sunulan seçenekler arasında hangisini seçmek istediğimiz ve buna
bağlı olarak eylemde bulunduğumuz konusu özgür iradenin var olduğuna bizi
yöneltir. Hiçbir yanılsama olmaksızın, kendi istek ve arzularımız doğrultusunda
gerek iyi, gerekse kötü seçimde bulunmamız özgür iradenin göstergesidir. Bu
sebeple seçimlerimizin ve eylemlerimizin beynin fonksiyonel hareketlenmeleri
sonucu oluştuğunu ve insanda herhangi bir özgür irade göstergesi olmadığını
savunan 20. yüzyıl sinirbilimcileri ve yaptıkları deneyler kendi içerilerinde önemli
problemler barındırmaktadırlar.
Tanım
Tez (Yüksek Lisans) - Yıldız Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020