Yayın: Otherness in Turkish-Greek relations: Continuity and change in the political discourse (1996-1999)
Yükleniyor...
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Danışman
item.page.editor
Editör
Bölüm / Program
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
DOI
Türü
Özet
Sosyal bilimlerde, bilhassa Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler alanında, 1990’lı
yıllardan başlayarak, disiplinler arası bilimsel çalışmalara hız kazandıran
multidisipliner eğilimler sıkça görülmeye başlanmıştır. Bu çok yönlü sistematik
yaklaşımlar bilimsel çalışmalara derinlik ve geniş bir analiz sahası sunması
bakımından bilim dallarını giderek etkisi altına almıştır. Böylece diğer bilim dallarında
da olduğu gibi Uİ’nin de çerçevesi genişlemiş ve çalışma birimi olarak sadece devlet
aygıtının veya devlet temelli oluşumların seçilmesi ilkesi terk edilmiştir. Bu süreçte
bu çalışmanın da temel dayanağını teşkil eden İnşaacılık, kuramsal tartışmalara bir
orta yol sunması bakımından çığır açıcı katkı sağlamıştır; kimlikleri verili ve değişmez
olarak değerlendiren ve maddi unsurların analizi ile açıklanamamaları nedeniyle
somut bilimsel çalışmaya uygun bulmayan ana akım teoriler ile kimlik çalışmalarını
post-modern teorilerin sınırları içine hapseden yaklaşımlara üçüncü bir boyut
kazandırmıştır.
Bu doktora tezinde yorumsamacı söylem analizi metodu ile Türk ve Yunan
Parlamentolarında iktidar ve muhalefet partilerinin üyeleri tarafından gerçekleştirilen
konuşmalar karşılaştırmalı bir şekilde incelenmiştir. Çalışma, Türkiye-Yunanistan
ilişkilerine en az somut unsurlar kadar etki eden soyut unsurların siyasi olayların
algılanması, yorumlanması ve karara bağlanması açısından önemini ortaya
koymaktadır. 1996-1999 yılları arasında iki ülke arasında vuku bulan 3 farklı siyasi
gelişmenin (sırasıyla savaş, çatışma ve barış hallerinin) incelenmesine dayalı ampirik
bulgular şu şekilde sıralanabilir: Birincisi, milli kimlik inşasında eylemlerden daha
fazla söylemler etkili olmaktadır. Buna göre, sosyal gerçekliklerin tesisinde ve
topluma yayılmasında söylemler ve anlatılar belirleyicidir. İkincisi, biz ve öteki,
karşılıklı olarak, sürekli birbirlerini inşa ederler ancak bu inşanın süreklilik ve
değişiklik gösteren dizgelerinin fark edilmesi zaman alır. Üçüncüsü, yüzyıllarca
kaynaşık bir şekilde yaşamış halkların ayrıştırılmasında kullanılan güçlü
ötekileştirmelerde milliyetçilik ve din etkilidir. Dördüncüsü, bir ötekileştirmenin
toplumun bütün kesimleri tarafından benimsenebilmesi için iki temel gerekçelendirme
yapılmaktadır: Hukuki dayanak bulmak ve/ya tarihsel arka plan oluşturmak. Bu
çalışmada, yorumsamacı söylem analizi sonucunda biz/öteki inşasının temel unsurları
ve tarafların birbirlerine yönelik kimliksel yaklaşımlarında bir devamlılık veya
değişim olup olmadığı ve var olan değişimlerin hangi sebeplerle ortaya çıktığı ele
alınmıştır.
Tanım
Tez (Doktora) - Yıldız Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020