<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<title>Harita Mühendisliği</title>
<link href="http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/136" rel="alternate"/>
<subtitle/>
<id>http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/136</id>
<updated>2026-04-09T23:58:14Z</updated>
<dc:date>2026-04-09T23:58:14Z</dc:date>
<entry>
<title>Güneş enerjisi santrali kurulacak alanların CBS - çok ölçütlü karar analizi yöntemi ile belirlenmesi</title>
<link href="http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/2860" rel="alternate"/>
<author>
<name>Güçlüer, Dolunay</name>
</author>
<id>http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/2860</id>
<updated>2022-01-11T10:13:45Z</updated>
<published>2010-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Güneş enerjisi santrali kurulacak alanların CBS - çok ölçütlü karar analizi yöntemi ile belirlenmesi
Güçlüer, Dolunay
Ülkelerin gelişmişlik oranları enerji tüketimleriyle doğru orantılıdır. Sanayisi sürekli gelişmekte olan Türkiye enerji ihtiyacını karşılamak için şimdiye kadar kullandığı kaynaklardan farklı kaynaklar bulmak durumundadır. Fosil yakıtların giderek pahalılaşması, Türkiye'yi enerji politikası açısından dışa bağımlı kılma zorunluluğu, fosil kaynakların kullanımı sonucu karbondioksit (CO2), kükürtdioksit (SO2), nitrojenoksitlerin (NOx) emisyonları hem ekolojik dengeyi bozmakta hem de tarafı olduğu Kyoto Protokolü'ne uygun düşmemesi yenilenebilir enerji kullanımını çok önemli bir konuma getirmiştir. Bu durumda güneş enerjisi potansiyeli açısından çok verimli olan Türkiye sınırsız bir öz kaynak olan güneşi, enerji üretme amaçlı kullanmak durumundadır. Günümüzde yenilenebilir enerji kapsamında güneş enerjisi oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. Özellikle Türkiye ile aynı enlemde ve iklim yapısında bulunan İspanya'nın güney kısımlarında yoğunlaştırılmış güneş santralleri (CSP - Concentrating Solar Power) yaygın olarak bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı bir ilde kurulacak CSP santrali için en uygun alanların CBS ortamında belirlenmesidir. Bu amacı gerçekleştirmek için CBS ortamında Çok Ölçütlü Karar Analizi (ÇÖKA) yöntemi Konya İli için uygulanmıştır. Güneş Enerjisi Potansiyel Atlası (GEPA), il sınırları, sayısal yükseklik modeli, eğim, çevre koruma alanları, kuş göç yolları, göller, nehirler, deprem fay hattı, enerji nakil hattı, trafo merkezleri, havalimanları, demiryolu, karayolu, rüzgar elektrik santralleridir (RES). Uygulama bölgesi olan Konya'nın çok geniş bir yüzölçümüne sahip olması ve güneş enerjisinden elektrik elde etme potansiyelinin de yüksek olması, örnek bölge olarak seçilmesinde önemli bir rol oynamıştır. Bu çalışmada, sınırsız, bağımsız ve öz bir kaynak olan güneş enerjisi kullanılarak Türkiye'nin enerji ihtiyacının karşılanmasına CBS-ÇÖKA uygulaması ile katkıda bulunulmuştur.
Tez (Yüksek Lisans) - Yıldız Teknik Üniversitesi, fen Bilimleri Enstitüsü, 2010
</summary>
<dc:date>2010-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>CBS ile yerbilimsel açıdan yerleşime uygun alanların belirlenmesi: İstanbul örneği</title>
<link href="http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/2858" rel="alternate"/>
<author>
<name>Gazioğlu, Yasemin</name>
</author>
<id>http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/2858</id>
<updated>2022-01-11T10:05:00Z</updated>
<published>2010-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">CBS ile yerbilimsel açıdan yerleşime uygun alanların belirlenmesi: İstanbul örneği
Gazioğlu, Yasemin
İstanbul'un hızla büyümesi , bir yandan trafik, hava ve yeraltı/yüzey sularının kirliliği, doğal kaynakların yok olması ve kuraklık gibi sosyal ve çevresel sorunların ortaya çıkmasına neden olurken, diğer yandan da üzerinde yer aldığı coğrafyadan kaynaklanan doğal dinamiklerin oluşturduğu olumsuzlukların şehri yoğun bir biçimde etkilemesine yol açmaktadır. Şehrin karşı karşıya kaldığı en önemli yerbilimsel tehlike, Marmara Denizi içerisinden geçmekte olan Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ) tarafından oluşturulması olası depremlerdir. Gelecekte Marmara Denizi'nde meydana gelebilecek büyük bir depremin öncelikle Marmara Denizi kıyıları başta olmak üzere şehirde önemli bir yıkıcı etkisinin olacağı öngörülmektedir. Söz konusu yıkıcı etki yapıların, depremin kaynağından olan uzaklıkları yanı sıra, üzerinde bulundukları jeolojik birimlerin özelliklerine göre de değişmektedir. Şehrin üzerinde kurulduğu jeolojik birimlerin özellikleri ayrıca, heyelan oluşma riski ve oluşacak heyelanın türü ile binaların temellerindeki geoteknik sorunlar gibi yapılaşma açısından önemli kriterleri de kontrol etmektedirler. Bunun yanı sıra, yamaç eğimi ve akarsu vadi şekillenmesi de, heyelan ve sel/taşkın oluşumu açısından son derece önemli diğer yerbilimsel kriterleri oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı genel olarak, İstanbul'da yerleşime uygun alanların yerbilimsel bakış açısı ve Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) desteği ile belirlenmesidir. Detayda ise bölgenin morfolojik evrimi hakkında bilinen bilgiler Sayısal Yükseklik Modeli (SYM) oluşturularak irdelenmiş, sisteme genel jeolojik veriler ve jeoloji bilgisi de katılarak, ileri düzeyde CBS bilgisi ile birleştirilmiş ve yerleşime uygunluk ile ilgili bir model hazırlanmıştır. Uygulanan model, daha önce yerbilimsel (Jemorfoloji, Jeoloji, Jeofizik, Jeodezik vb.) ve geoteknik metotlar kullanılarak hazırlanmış olan yerleşime uygunluk haritası verileri ile karşılaştırılmış ve modelin geçerliliği araştırılmıştır. Sonuç olarak, bir bölgedeki yerleşime uygun alanların belirlenmesinde, çok uzun zaman ve maliyet alan yatırımlar yerine, veri ve bilgi altyapısının CBS ortamında modellenmesi ile daha verimli ve pratik olarak kullanılabilecek bir model, bu çalışma ile ortaya konmuştur. Buna göre, Trakya-Kocaeli Penepleni olarak adlandırılan ve yüksekliği 50-200 m arasında değişen, 5 dereceden az eğimli alanlar, aynı zamanda çoğunlukla eski kristalin kayaların da üst yüzeylerini oluşturduklarından, sadece yerbilimleri kriterleri göz önünde bulundurularak hazırlanmış olan yerleşime uygunluk haritasında en uygun alanlar olarak seçilmişlerdir. Söz konusu özelliğe sahip alanlardan eğim artışı, yükseklik azalması ve jeolojik birimlerde gençleşme ve kaya niteliğinden zemin niteliğine geçiş özellikleri ile ayrılan bölgeler ise, yapılan sınıflamada yerleşime uygun sınıflamasından sorunlu ve sakıncalı alanlara doğru değişen sınıflama içerisinde değerlendirilmişlerdir.
Tez (Yüksek Lisans) - Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2010
</summary>
<dc:date>2010-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Poul Bourke üçgenleme yöntemi ile yersel lazer tarayıcı verilerinde gürültü eliminasyonuna yönelik algoritma geliştirme</title>
<link href="http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/2857" rel="alternate"/>
<author>
<name>Tomurcuk, İrem Füsun</name>
</author>
<id>http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/2857</id>
<updated>2022-01-12T11:47:45Z</updated>
<published>2010-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Poul Bourke üçgenleme yöntemi ile yersel lazer tarayıcı verilerinde gürültü eliminasyonuna yönelik algoritma geliştirme
Tomurcuk, İrem Füsun
Günümüz teknolojisinin hızlı değişimini fark etmemek mümkün değildir. Lazer tarama teknolojisi de hızla uygulama alanını genişletmekte, getirdiği kolaylıkları günbegün artmaktadır. Endüstriyel uygulamalar, mimari uygulamalar, obje modelleme, tıbbi görüntüleme, sayısal film yapımı, şekil analizi ve sanal ortam oluşturma gibi nice alana hitap etmiş olan bu teknoloji lazer tarayıcılar tarafından elde edilen verilerin işlenmesi sayesinde oluşmuştur. Bir ölçme tekniği aracı olan Lazer Tarayıcıları çeşitli objelere ve yüzeylere ilişkin veri toplanabilmektedir. Toplanan bu veriler üç boyutlu(3B) nokta kümeleri gibidirler. Nokta bulutu adı verilen bu kümler tarama esnasında obje yüzeyinden veya dış etken kaynaklı hatalı verilere sahip olabilirler. Bu tip hatalı veriler diğer adıyla gürültüler, yansıma ve saçılma etkisi yüzünden objenin modellenmesini olumsuz yönden etkilerler. İyi bir obje modeli oluşturulabilmesi için bu gürültülerin belirlenip var olan nokta bulutundan çıkarılması gerekmektedir. Yüksek lisans tezi kapsamında yürütülen çalışmada lazer tarayıcılarından elde edilen bir yüzeyine ait nokta bulutu verisinde gürültüyü tespit edecek özgün bir algoritma geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bunun için var olan nokta bulutunun üçgenlenmesi, elde edilen üçgenlerin normal vektörleri yardımıyla düzlemlere ayrılması ve düzlemde yer alan noktaların bir eşik değer karşısında büyüklükleri incelenerek gürültünün belirlenmesi sağlanmıştır. Normal vektörü yardımıyla geliştirilen gürültü eliminasyonu algoritması sayesinde bulunan gürültüler nokta bulutundan arındırılarak modellemenin diğer aşamalarını yapabilen yazılımlara hazır hale getirilmiştir.
Tez (Yüksek Lisans) - Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2010
</summary>
<dc:date>2010-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Sabit referans gnss ağlarının teknik altyapı ve üstyapı kontrolünde kullanımının irdelenmesi</title>
<link href="http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/2859" rel="alternate"/>
<author>
<name>Taftalı, Gözde</name>
</author>
<id>http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/2859</id>
<updated>2022-01-12T11:48:35Z</updated>
<published>2010-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Sabit referans gnss ağlarının teknik altyapı ve üstyapı kontrolünde kullanımının irdelenmesi
Taftalı, Gözde
Küresel uydudan konum belirleme sistemleri ile yeryüzündeki herhangi bir yerin koordinatları GNSS alıcısı ölçüleri ve diğer düzeltmeler yardımıyla hassas ve gerçek zamanlı olarak belirlenebilmektedir. GNSS sistemleri, zaman ölçümü, referans istasyonlarından düzeltme alınması ve değerlendirilmesi teknolojisine dayanır. Başlangıçta arazi çalışmaları sonucu ölçü yapılan noktaların koordinatları, ana sistemlere bağlanılarak büroda hesaplanırken, gelişen teknoloji ve sabit referans istasyonlarına ait düzeltmelerin arazide alınması sayesinde ölçüm yapılırken koordinatlar belirlenebilmektedir. GNSS alıcılarından daha etkin ve ekonomik olarak yararlanabilmek için ülkeler ve sonrasında da yerel yönetimler gerçek zamanlı sabit referans istasyon ağları kurmaya başlamışlardır. 7 gün 24 saat istenilen sıklıkta koordinat düzeltmesi yayınlayan referans istasyonlarının bir örneği de ülkemizde kurulmuştur. Sistem Türkiye Ulusal Sabit GPS İstasyonları Ağı olarak anılmaktadır. Birkaç saniye içinde cm duyarlılığında alıcı koordinatlarının belirlenebildiği bu ağ, 147 nokta ile kullanıcılara hizmet vermeye başlamıştır. Benzer bir ağ, İstanbul'un içmesuyu ve atıksu altyapı ve üstyapı hizmetlerini yürüten İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi tarafından 8 sabit GNSS referans istasyonlu olarak kurulmuştur (UKBS-Uydudan Konum Belirleme Sistemi). Kurulma nedeni imalat aşamasında teknik altyapı ve üstyapı tesislerine ait konum bilgilerinin hızlı ve hassas olarak elde edilmesidir. Bu çalışmada İSKİ'ye ait atıksu, yağmursuyu ve içmesuyu gibi teknik altyapı imalatlarının kontrol sürecinde, UKBS sisteminin kullanılabilirliği araştırılmıştır. Çalışma bölgesi olarak Beykoz ilçesi, Paşabahçe mahallesi seçilmiştir. Çalışma alanında yer alan atıksu hatları "total station" ve "GNSS alıcısı" ile UKBS ağına bağlanarak ölçülmüştür. İki ölçü yöntemi, süre, hassasiyet ve kontrol süreci açısından karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, UKBS ağının teknik altyapı ve üstyapı imalatı kontrolü esnasında tüm kullanıcılar tarafından etkin olarak kullanılabileceği görülmüştür.
Tez (Yüksek Lisans) - Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2010
</summary>
<dc:date>2010-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
</feed>
