<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
<channel>
<title>İnsan ve Toplum Bilimleri</title>
<link>http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/121</link>
<description/>
<pubDate>Thu, 30 Apr 2026 14:42:30 GMT</pubDate>
<dc:date>2026-04-30T14:42:30Z</dc:date>
<item>
<title>The birth of the national renaissance in modern Albanian political discourse</title>
<link>http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/12713</link>
<description>The birth of the national renaissance in modern Albanian political discourse
Kola, Muhamet
The study of the genealogy of Albanian nationalism has created the illusion among Albanian scholars that it may weaken their patriotism, which could endanger Albania as a nation. Therefore, many foreign scholars have taken up the study of the birth of Albanian nationalism, since amongst Albanian scholars its study is still considered a taboo. This taboo is related to the fear of the truth which may reveal the origin and the way the historical myths presented to Albanians were created. That is why one of the aims of this study is to analyze how Albanian national consciousness is constructed. Albanian nationalist discourses began to come to existence in the 19th century through attempts to create a standardized national language, national newspapers, and various national works by Albanian intellectuals of the period. The Albanian intellectuals who tried to create Albanian national sentiments are considered to be representatives of the Albanian National Renaissance. The problem that this thesis deals with consists of the deconstruction of the argument that many scholars of Albanian nationalism uphold that it arose as an internal social consequence or as it can be better put, as a consequence of the demand of Albanian society for the creation of nationalism. For this reason, another purpose of this study is to establish the hypothesis that Albanian nationalism was not constructed as a consequence of society's demand for such a change but its construction was imposed by Renaissance intellectuals on Albanian society as an urgent need because of the geopolitically threatening reality. The methodology used in this study is of a qualitative nature, consisting of analyzing the works of some of the predominant representatives of the Albanian intellectual elite who were involved in the creation of Albanian nationalism. Since the ways in which Albanian nationalism was constructed required descriptive interpretation, the hermeneutic circle method together with the text analysis method was used.; Arnavut milliyetçiliğinin şeceresinin incelenmesi, Arnavut alimler arasında vatanseverliği zayıflatabileceği ve Arnavutluk'un bir millet olarak ortadan kaybolmasını tehlikeye sokabileceği yanılsamasını yaratmıştır. Arnavut bilginlerin arasında yaptığı çalışma hala tabu olarak kabul edilirken, pek çok yabancı bilgin Arnavut milliyetçiliğinin doğuşunu ele aldı. Bu tabu gerçeği öğrenme korkusuyla ilgilidir. Gerçek, kökeni ve tarihi mitlerin yaratılma şeklini ortaya çıkarabilir. Bu çalışmanın amacı Arnavutluk milli bilincinin nasıl inşa edildiğini analiz etmektir. Arnavut milliyetçi söylemlerin başlangıcı 19. yüzyılda ortaya çıkmaya başlamıştır. Arnavut entelektüellerinin standartlaştırılmış bir ulusal dil oluşturma girişimleri, ulusal gazeteler ve çeşitli ulusal çalışmalarla milliyetçi söylemleri başlatmıştır. Arnavutluk milli duygusunu yaratmaya çalışan Arnavut aydınları, Arnavutluk Ulusal Rönesans'ının temsilcileri olarak kabul edilmektedir. Bu tezin nihai hedefi de milliyetçiliğin içsel bir sosyal sonuç ya da Arnavut toplumunun milliyetçilik yaratma talebinin bir sonucu olarak ortaya çıktığı argümanını ortadan kaldırmaktır. Bu nedenle bu çalışmanın alt amacı, Arnavut milliyetçiliğinin toplumun böylesi bir değişim talebinin bir sonucu olarak inşa edilmediğini, ancak yapımının jeopolitik tehdit nedeniyle acil bir ihtiyaç olarak Rönesans aydınları tarafından getirildiği hipotezini oluşturmaktır. Bu çalışma nitel yöntemle ele alınmıştır. Arnavut milliyetçiliğinin oluşumunda yer alan, Arnavut entelektüel elitlerin bazı baskın temsilcilerinin çalışmalarını analiz etmekten ibarettir. Arnavut milliyetçiliğinin inşa edilme biçimlerinin betimleyici bir yorum gerektirdiği için metin çözümleme yöntemiyle hermenötik daire yöntemi kullanılmıştır.
Tez (Yüksek Lisans) - Yıldız Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020
</description>
<pubDate>Wed, 01 Jan 2020 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/12713</guid>
<dc:date>2020-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Türk edebiyatında kutsalın dönüşümü: Öğretmenlik mesleğinin kutsallaştırılmasında Reşat Nuri Gültekin’in romanlarının yeri</title>
<link>http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/12700</link>
<description>Türk edebiyatında kutsalın dönüşümü: Öğretmenlik mesleğinin kutsallaştırılmasında Reşat Nuri Gültekin’in romanlarının yeri
Otluoğlu-Kısa, Elif
Bu çalışmada Reşat Nuri Güntekin’in romanlarının öğretmenlik mesleğinin&#13;
kutsallaştırılmasına katkısı analiz edilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla, kutsal&#13;
kavramına dair öne sürülen teorik yaklaşımlardan hareketle kutsal kavramının ve&#13;
kutsalın sosyal bilimlerdeki genel çerçevesi ortaya konmuştur. Kutsal kavramı&#13;
aslında dinî içerikli bir kavramdır. Ancak her şeyi dönüştüren modernleşme süreciyle&#13;
kutsal kavramı seküler unsurları da nitelemeye başlamıştır. Modernleşme sürecinde&#13;
ortaya çıkan ulus-devletler de seküler kutsalları kendi amaçları doğrultusunda&#13;
şekillendirmeye çalışmıştır. Ulus-devletin meşruiyet kazanma mücadelesinde bu&#13;
seküler kutsallar önemli birer vasıta olarak hizmet etmiştir. Bu kutsallara örnek&#13;
olarak vatan, bayrak, marş gibi millî unsurlar verilebilir. Din dışı kutsalların bu&#13;
süreçte oynadığı rol, geleneksel din temelli toplumsal hayattan daha seküler bir&#13;
hayata geçişte bireylerin ve toplumların ulus-devlete saygı duyması ve bağlılık&#13;
hissetmesini sağlamak üzerinedir. Elbette ki bu kutsalların halk tarafından bir anda&#13;
kabul edilmesi beklenemez. Bu yüzden ulus-devlet halka bu kutsalları anlatacak ve&#13;
halkın bunları benimsemesini sağlayacak aracılara ihtiyaç duyar. Özellikle Türkiye&#13;
örneğinde bu aracıların en önemlilerinden biri halkla doğrudan temas kurma fırsatına&#13;
sahip öğretmenler olmuştur. Ancak öğretmenlerin de halk tarafından itibar görmesi&#13;
onların da halkın gözünde farklı bir yerde konumlanmasıyla mümkün olabilir. Bu&#13;
yüzden kutsalları halka iletme görevini üstlenen öğretmenin kendisi de bir kutsallık&#13;
söylemiyle yüceltilmelidir. Nitekim özellikle edebiyat, öğretmenlik mesleğinin&#13;
kutsallaştırılmasında kullanılan en önemli araçlardan biri olmuştur. Bu bağlamda,&#13;
çalışmaya kaynaklık eden Reşat Nuri Güntekin’in romanları Cumhuriyet&#13;
Dönemi’ndeki aydın ve özellikle de öğretmen imgesinin kutsallaştırılması çabalarına&#13;
bir örnek olarak verilebilir. Onun Çalıkuşu, Yeşil Gece, Acımak ve Kan Davası&#13;
romanlarında yer alan öğretmen karakterleri idealize edilmiş düşünüş ve davranış&#13;
biçimleriyle topluma örnek olması gereken üstün karakterler olarak yansıtılmış ve&#13;
“kutsal öğretmen” imgesinin oluşturulmasına hizmet etmiştir.
Tez (Yüksek Lisans) - Yıldız Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019
</description>
<pubDate>Tue, 01 Jan 2019 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/12700</guid>
<dc:date>2019-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Biyolojik indirgemecilik ve sosyal bilimler: Sosyobiyoloji özelinde bir değerlendirme</title>
<link>http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/12699</link>
<description>Biyolojik indirgemecilik ve sosyal bilimler: Sosyobiyoloji özelinde bir değerlendirme
Öncel, Abdülkadir
Bu tezin amacı, toplumsal olanı açıklama arzusundaki sosyobiyoloji disiplininin&#13;
genelde sosyal bilimlerle, özelde ise sosyolojiyle ilişkisini ele almak ve diğer canlı&#13;
türleri üzerinde yapılan biyolojik çalışmaların insan eylemlerini ve toplumsal&#13;
kurumları anlamak için yeterli ve uygun bir yöntemsel çerçeve sunup sunmadığını&#13;
araştırmaktır.&#13;
Edward Wilson sosyal eylemleri doğal seçilim baskısı ve türünü devam ettirme&#13;
mücadelesi olarak görüp biyolojiye indirgemektedir. Bu sebeple içgüdüsel&#13;
davranışlarla ilgilenerek türler ve kültürlerarası farklılıkları değil yalnızca&#13;
benzerlikleri gösterme eğilimindedir. Wilson toplumsal eylem üzerindeki kültür ve&#13;
çevre etkisinin sınırlı olacağını ve bu sınırlı etkinin de her koşulda türün biyolojik&#13;
kapasitesine ve özelliklerine bağlı kalacağını iddia etmiştir.&#13;
Her doğa bilimi disiplini gibi sosyobiyoloji de nesneler arası ilişkileri inceler ve&#13;
insanın ve diğer canlıların dışarıdan birer nesne olarak gözlemlenebilecek boyutlarını&#13;
ele alır. Natüralist (doğalcı) bir yaklaşıma sahiptir. Bir hayvan türünü ele alırken&#13;
kullandığı yöntem ile insanı incelerken başvurduğu yöntem arasında hiçbir fark&#13;
yoktur. Dolayısıyla insan türüne olan yaklaşımı da büyük oranda indirgemecidir. Doğa&#13;
bilimleri olgular arasındaki nedensellikleri bularak neden sonuç ilişkisini açıklamaya&#13;
çalışan bir yönteme sahiptir. Bu yöntemde nedensellik ilkeleri takip edilir ve&#13;
nesnelerde tek düzenlilik olduğu varsayılır. Yorumlayıcı yöntem savunucuları doğa&#13;
bilimlerinden farklı olarak sosyal bilimlerde aynı metodun kullanılamayacağını çünkü&#13;
elimizde tek düzenlilik ilkesini bozacak olan insan, toplum, kültür ve tarih gibi kendi&#13;
öznelliğine sahip bir araştırma nesnesinin olduğunu, araştırma nesnesinin bizzat kendi &#13;
çevresini anlamlandıran öznelerden oluştuğunu, kendi tekilliğine sahip olduğunu ve&#13;
deneye açık olmadıklarını söyleyerek doğa bilimlerine itiraz ederler.&#13;
Bu itirazdan hareketle çalışmamızda sosyobiyolojinin kökenini açıklamaya gayret&#13;
ettiği toplumsal eylem, olgu ve kurumları, örnekler üzerinden kendi yöntemleri&#13;
aracılığıyla nasıl incelediği ele alınmış, sosyobiyoloji ile sosyal bilimler arasındaki&#13;
yöntemsel farklar ortaya konulmuş ve bilhassa yorumlayıcı sosyolojinin metodolojik&#13;
olarak bunları açıklamaya daha elverişli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Tez (Yüksek Lisans) - Yıldız Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019
</description>
<pubDate>Tue, 01 Jan 2019 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/12699</guid>
<dc:date>2019-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>The history of the fascist state: Origins and ideologies, Italy and Germany between 1914-1945</title>
<link>http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/12698</link>
<description>The history of the fascist state: Origins and ideologies, Italy and Germany between 1914-1945
Dabakoğlu, Burcu
Fascism emerged as a political ideology in the 20th century. In the period between First World War and Second World War, fascist regimes came to force in Italy and Germany for the first time. The reasons that the fascist regime came to power in these two countries can be considered to be similar to each other. Nevertheless, there are some main differences between fascist regime practices in Germany and Italy. &#13;
A detailed examination of the fascist state system in Italy and Germany will be carried out in this study. To clearly discuss the differences and similarities between the two systems, the study will be separated into four sections. &#13;
In the first section, the definitions of fascism as an ideology will be discussed. Similarities and differences of fascism with other political ideologies will be compared with each other. The emergence and development of fascism will be examined in the historical process considering the social, economic and political situation of Italy and Germany. &#13;
In the second part, the characteristics of Fascism in Italy; and in the third part, the characteristics of National Socialism in Germany will be examined. The situation of systems such as social structure, economy, culture and religion in the fascist regime will be discussed for both countries. &#13;
In the last section of the study, similarities and differences between Italy and Germany will be discussed in terms of being fascist regimes. The differences between the practices of the fascist regimes of the two countries will be examined in relation to the social, economic and the political systems of the two states. Scientific research method of this study is the descriptive research method. Descriptive research is defined as a research method that describes the characteristics of the phenomenon that is being studied.; Faşizm, politik bir ideoloji olarak 20. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Birinci Dünya Savaşı ve İkinci Dünya Savaşı arasındaki süreçte, Avrupa'nın bazı farklı ülkelerinde faşist rejimler kurulmuştur. Faşizm ilk defa İtalya’da ve Almanya’da 1920’lerde ortaya çıkmıştır. Bu iki ülkede faşist rejimin iktidara gelmesinin nedenleri benzer sayılabilir. Yine de Almanya ve İtalya'daki faşist rejim uygulamaları arasında bazı temel farklılıklar vardır.&#13;
Bu çalışmada, İtalya ve Almanya'daki faşist devlet sisteminin ayrıntılı bir incelemesi yapılacaktır. İki sistem arasındaki farklılıkları ve benzerlikleri açıkça tartışmak için, çalışma dört bölüme ayrılacaktır.&#13;
Birinci bölümde faşizmin bir ideoloji olarak tanımlanmasından bahsedilecektir. Faşizmin diğer siyasi ideolojilerle benzerlikleri ve farklılıkları karşılaştırılacaktır. Faşizmin ortaya çıkışı ve gelişmesi, tarihsel süreçte İtalya ve Almanya'nın sosyal, ekonomik ve politik durumu göz önüne alınarak incelenecektir.&#13;
İkinci bölümde İtalya'da faşizmin özellikleri; Üçüncü bölümde ise Almanya'daki faşizmin özellikleri incelenecektir. Her iki ülke için de faşist rejim sürecinde toplumsal yapı, ekonomi, kültür ve din gibi sistemlerin durumu tartışılacaktır.&#13;
Çalışmanın son bölümünde faşist rejimler açısından İtalya ve Almanya arasındaki benzerlikler ve farklılıklar ele alınacaktır. İki ülkenin faşist rejimlerinin uygulamaları arasındaki farklar, iki devletin sosyal, ekonomik ve politik sistemlerine göre incelenecektir. Bu çalışmanın bilimsel araştırma yöntemi betimsel araştırma yöntemidir. Tanımlayıcı araştırma, çalışılan olgunun özelliklerini tanımlayan bir araştırma yöntemi olarak tanımlanmaktadır.
Tez (Yüksek Lisans) - Yıldız Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019
</description>
<pubDate>Tue, 01 Jan 2019 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/12698</guid>
<dc:date>2019-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</channel>
</rss>
