Özet:
Nanoparçacıklar, üstün fiziksel ve kimyasal özellikleri ve umut vadeden uygulama
potansiyellerine rağmen, özellikle biyomedikal uygulamalarda kullanılmadan önce
nanotoksikolojilerinin sistematik, hassas ve güvenilir olarak belirlenmesi gerekmektedir.
Geleneksel sitotoksiste testleri bu aşamada yetersiz kalabilmekte ve nanopaçacıkların
testlerde kullanılan kimyasal ajanlarla etkileşimlerine ve/veya insan faktörüne bağlı
olarak hatalı sonuçlar verebilmektedir. Bu nedenle nanotoksikoloji araştırmalarında, söz
konusu etkileşimlere mahal vermeyen, insan faktörünü ortadan kaldıran ve yüksek
hassasiyette sonuç veren yenilikçi, güvenilir yöntemlere ihtiyaç duyulmaktadır.
Bu kapsamda, Nerium oleander ekstrelerinden, farklı sentez yöntemleri ile farklı fiziksel
koşullarda sentezlenen karbon nanodotların (CD) karakterizasyon çalışmaları
gerçekleştirilmiş ve elde edilen bulgular doğrultusunda, incelenen parametrelerin
sentezlenen nanoparçacıklar üzerindeki etkileri açığa çıkartılmıştır. Yeni nesil in vitro
sitotoksik aktivite tayini yöntemi, empedans ölçümü temelli gerçek zamanlı hücre analiz
cihazı xCELLigence kullanılarak; CD’lerin MCF-7 insan meme kanseri ve HDFa insan
primer dermal fibroblast hücreleri üzerindeki in vitro sitotoksik aktiviteleri belirlenmiştir.
In vitro sitotoksik aktivite bulguları göz önünde bulundurularak seçilen karbon
nanodotların MCF-7 hücre hattı üzerindeki in vitro genotoksisiteleri tek hücre jel
elektroforezi (comet yöntemi) kullanılarak araştırılmıştır. Ardından sitokinezi bloklarmış
mikronükleus (CBMN) testi ile CD’lerin, hücrelerin DNA’ları üzerindeki hasar seviyeleri
belirlenerek klastojenik etkileri irdelenmiştir. Nanoparçacıkların neden olduğu hasarın
mekanizmasının açığa çıkarılması, amaca yönelik olarak verdikleri hasar seviyesinin
güçlendirilmesi veya engellenmesi bakımından önem taşımaktadır. Bu nedenle, akış
sitometrisi yöntemi kullanılarak parçacıkların hücre döngüsü ilerleyişi üzerindeki etkileri
belirlenerek hücre hasarının mekanizması açıklanmaya çalışılmıştır.
Elde edilen bulgular neticesinde, CD sentezinde, karbon kaynağı olarak kullanılan ekstre
tipinin, sentez yönteminin, yüzey modifikasyonunun ve sentez koşullarındaki değişimin;
parçacıkların boyutu, fotolüminesansı ve yüzey özellikleri üzerinde önemli etkileri
olduğu belirlenmiştir. Sentezlenen CD’lerin in vitro sitotoksik aktivitelerinin araştırılması
neticesinde, parçacıkların kanser hücre hattı üzerinde doza (50 ppm) ve zamana bağlı
sitotoksite gösterirken, sağlıklı HDFa hücreleri üzerinde en yüksek konsantrasyonda bile
herhangi bir sitotoksik aktiviteye neden olmadıkları belirlenmiştir. Aynı zamanda,
parçacıkların MCF-7 hücre hattı üzerinde 0.25 ppm gibi düşük konsantrasyonlarda bile
genotoksik ve klastojenik etkiye neden olduğu saptanmıştır.
Biyolojik aktiviteleri incelenen CD’lerin memeli hücrelerindeki mutajenite ve karsinojenite
potansiyellerininin desteklenmesi için daha fazla araştırmaya gerek duyulsa da, bu
çalışma neticesinde, son derece küçük boyutlu CD’lerin, hücre çekirdeğine girerek tümör
hücrelerinin hücresel fonksiyonlarını etkileyebileceği görülmüştür. Böylelikle CD’lerin
tek baslarına bile, yüksek konsantrasyonlarda, MCF-7 meme kanseri hücrelerine seçici
sitotoksisite gösterirken, HDFa insan primer dermal fibroblast hücrelerinde aynı
konsantrasyonlarda büyümeyi indüklediği gözlenmiştir. CD’lerin genotoksiste ve hücre
döngüsü üzerindeki etkisi incelendiğinde, DNA hasarına bağlı kanser tedavisinde
kullanılma potansiyellerinin olduğu belirlenmiştir